Döviz
|
USD |
|
Alış :1.5033 |
|
Satış :1.5106 |
|
EUR |
|
Alış :1.9179 |
|
Satış :1.9272
|
|
Masal mı Dediniz?
Yazar |
: Abdullah TAŞKIN |
Yorum Sayısı |
: 0 |
Okunma |
: 344 |
Tarih |
: 16 Ocak 2009 14:23 |
Charles Dickens, “Zor Zamanlar” adlı romanının en başında yörenin burjuvası yani en zengini olan kişiye, “Gerçekleri, sadece gerçekleri öğretmeli çocuklara” dedirtmektedir. 19. yüzyılın başlarıdır. Sanayi Devrimi denilen ve ürünlerin daha büyük pazarlar için seri halde üretilmeye başlandığı o yıllarda öğrencilere öğretilmesi gerekenler gerçeklerden başkası olmamalıdır. Halbuki Batı masalları, peri, sihir ve büyü doludur. Çalışmak, bilgi sahibi olduktan sonra bilgiyi üretime dönüştürmek Türk ve Doğu kültürünün masallarında vardır ancak. Padişahın kızına aşık olan Keloğlan’ın yapması gereken, Kül Kedisi masalında, aslında soylu biri olan kızın perilerden medet umması gibi var olmayan varlıklardan ‘armut piş ağzıma düş’ şeklinde yardım alması değildir. Ya uzak diyarlardan padişahın kızı için bir ilaç getirmeli, ya aklını kullanıp kötü niyetli vezirin oyunlarını altetmeli ya da emeline ulaşmak için çarpışmalıdır. Halbuki, Batı masallarında pek öyle Keloğlan bulamazsınız; kurbağa zaten önceden soylu bir prensestir ya da Yedi Cüceler’e misafir olmadan önce Prensesimiz zaten el bebek gül bebek yaşamını devam ettirmektedir. Neden Türk çocukları “Kırmızı Başlıklı Kız” masalını çok severler? Çünkü sıradan biz insanların arasında geçen ender Batı masallarından biridir de ondan.Kendimizden başka dayanabileceğimiz bir destek olmadığı Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un dizesinde de açıkça belirtilir:“Ey dipdiri meyyit (ölü) iki el bir baş içindir Ne duruyorsun el de senin başta senindir”Yıllardır kalkınma istatistikleri ile kendi kendimize ne kadar kötü durumda olduğumuzu tekrarlayıp duruyoruz. Aslında kendi geçmişimizden alacağımız örneklerle geleceğimize dair ipuçları çıkarmamız mümkündür. Her istatistiğin atladığı şey tarihimiz ve tarihten gelen kültürel varlığımızdır. Masallar da bu varlığımızın çocuklara aktarılmasında önemli bir yere sahiptir. Çocuklara sadece gerçekleri öğretip, ellerimizin varlığını hatırlatırsak, bir prensesin gelip bizi öperek tekrar insan yapmasına gerek kalmaz. Yapmamız gereken Keloğlan’ın vezirin planlarını ters çevirmesi ve kendi planını yaparak padişah kızını alması gibi kendimiz için plan yapmaktır. Avrupa Birliği, teknoloji ar &ge si için, yani yeni teknolojinin geliştirilmesi için, 2010 yılında üye ülkelerin bütçesinden ortalama %2 olarak ayrılan payın %3’e çıkarılması hedefini koymuş durumda. %0.8 olan ülkemizdeki duruma bakarak hala sihirli değnek arayanlara tek sözüm Mehmet Akif’in dizeleri ile cevap verilebilir. Çocuklarımıza Batı masalları yerine aklını kullanmayı öğreten kendi öz masallarımızı yeniden ninni olarak anlatmaya başladığımızda bir şeylerin değişebileceğine olan umudum artacaktır.
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
Bu Yazarın Önceki Yazıları |
Son Haberler |
|
|
|
|

|